HİKAYELER

MESNEVIDEN HIKAYELER

  • 5 Ağu
    2017
  • 0
Küçük bir fâre

Küçük bir fâre kocaman bir devenin yularını kapmış, eline almış, kurula kurula gidiyordu. Deve, kendi huyu, uysal tabiatı yüzünden, onunla yol alıp giderken fâre, kendi küçüklüğünü göremeden: “–Meğer ben ne müthiş bir pehlivanmışım, develeri sürükleyebilecek bir yiğitmişim!” diye böbürleniyordu. Gide gide bir nehrin kenarına geldiler. Nehri gören fare, kibrinin şaşkınlığı içinde donup kaldı. Onun kibrinin farkında olan deve ise, mânidâr bir şekilde: “–Ey dağda, ovada bana arkadaşlık eden! Neden…… Devamını Oku


  • 29 Ağu
    2012
  • 0
Yolun Kenarına Diken Eken Adam

Adamın biri bir yolun kenarına dikenler ekti. Dikenler büyüyüp gelişince yoldan geçenleri rahatsız etmeye başladı. Gelip geçenler: - "Bu dikenleri sök, insanları rahatsız etmesinler." demeye başladılar. Fakat adam bunları duyuyor fakat aldırmıyordu. Bir gün Allah'ın bir velisi ona: - "Mutlaka bu dikenleri sök." dedi. Adam itiraz etmedi. - "Evet mutlaka bir gün sökerim." dedi. Adam ha bire yarın yarın dedikçe dikenler büyüyüp kuvvetleniyordu. Veli adama: - "Ey vaadinde durmayan adam, sök şu diken… Devamını Oku


  • 29 Ağu
    2012
  • 0
Adam Ve Su

Su pis bir adama: - "Ey pis adam koş bana gel ki seni temizleyeyim." dedi. Pis adam: - "Sudan utanıyorum." dedi. Su bunun üzerine: - "Eğer utanırsan nasıl temizleneceksin, bu pislik benim dışımda nasıl temizlenir." dedi. Gönül ten havuzunda çamura bulandı, ama ten gönül havuzunda temizlendi. Ten deniziyle gönül denizi birbirine bitişiktir, fakat aralarında bir berzah - bir aralık - vardır, birbirlerine kavuşmazlar. Devamını Oku


  • 24 Ağu
    2012
  • 0
Zünnun'u Mısri'nin Tımarhaneye Düşmesi

Zunnun'u Mısri'nin başına bir hal geldi. Bu hal onda yeni yeni coşkunluklar, yeni yeni cezbeler meydana getirmekteydi. Bunu anlamayan gafiller ondan rahatsız oldular. Nihayet Zünnun'u tımarhaneye attılar. Bunu duyan dostları onu ziyarete gittiler. Zünnun onlara bağırdı: - "Siz kimsiniz, neden geldiniz?" dedi. Onlar sükunetle cevap verdiler: - "Biz senin dostlarınız, buraya halini, hatırını sormak için geldik." dediler. Zünnun bunun üzerine, onlara saldırdı, üzerlerine taş, toprak atmaya onlara s… Devamını Oku


  • 24 Ağu
    2012
  • 0
Şeyh İle Padişah

Bir padişah bir şeyhe bir gün: - "Benden bir şey dile." dedi. Şeyh cevap verdi. - "Ey padişah bana bunu söylemekten utanmıyor musun? Hele biraz daha yüksel de öyle konuş. Benim iki kölem var, onlar çok basit kimseler oldukları halde her gün sana hükmederler, emrederler?" dedi. Padişah bundan dolayı kızdı. - "Ey Şeyh bu sözün hatalı bir söz, kim bana emredebilir, o dediğin kişiler kimlerdir, söyle!" dedi. Şeyh gülerek cevap verdi: - "Sana emreden kölelerimden biri kızgınlık, diğeri şehvettir." de… Devamını Oku


  • 24 Ağu
    2012
  • 0
Sâkînin Tedbiri

Bir padişah mecliste oturmuş, şarap içip sarhoş olmuştu. O sırada kapının önünden bir fakih geçiyordu. - "Şunu tutup meclisimize getirin ve ona da gül renkli şaraptan sunun!." dedi. Hocayı tutup getirdiler. Hoca suratını asıp oturdu. Padişah kendi eliyle şarap sundu. Hoca kızarak reddetti arkasını dönerek oturdu: - "Ben ömrümde bu berbat şeyi içmedim bunun yerine bana zehir verin daha iyi." dedi. Padişah kızarak sakiye: - "Ey sâkî ne duruyorsun hocayı neşelendir hoş ve meclisimize uygun bir hale… Devamını Oku


  • 24 Ağu
    2012
  • 0
Annenin Nasihatı

Bir anne çocuğuna: - "Geceleyin mezarlıkta yahut da korkulu bir yerden geçerken gözüne bir hayal görünürse sakın korkma. Yüreğini sağlam tut, üstüne saldır. O zaman onun kaçtığını göreceksin." dedi. Çocuk düşünmeden şöyle söylendi. - "Sevgili anneciğim güzel söylüyorsun da ya o hayaletin annesi de senin söylediklerini ona söylemişse, ben ona saldırınca o da gırtlağıma sarılırsa ben o zaman ne yapacağım." dedi. Devamını Oku


  • 24 Ağu
    2012
  • 0

  • 24 Ağu
    2012
  • 0
Garip Bir Deneme

Gazneli Sultan Mahmud bir gün divana gittiğinde bütün memleket büyüklerinin orada toplanmış olduklarını gördü. Beylerini ve vezirlerini denemek istedi. Bir mücevher çıkararak vezirine uzattı: - "Bu nasıl bir mücevher, değeri ne olabilir?" diye sorunca vezir: - "Bu çok kıymetli bir mücevherdir, yüz eşek yükü altın eder." dedi. Padişah: - "Bu mücevheri kır." dedi. Vezir: - "Efendim, dedi. Ben bunu nasıl yapabilirim, ben padişahımın iyiliğini dileyen bir kişiyim, eğer kırarsam, bu size kötülük olur… Devamını Oku


  • 24 Ağu
    2012
  • 0
Nasuh Tövbesi

Yıllar önce Nasuh adında bir adam vardı. Nasuh hamamlarda tellaklik eder böylece kadınları kolaylıkla avlayarak baştan çıkarırdı. Yüzü kadın yüzü gibi tüysüzdü. Erkekliğini bu yüzden rahatlıkla gizlerdi. Nasuh yıllarca tellaklık etti, kimse onun erkek olduğunun farkına varmadı. Çünkü yüzü kadın yüzü gibi, sesi kadın sesi gibiydi. Çarşaf giyer peçe takardı, fakat şehveti azgın bir gençti. Bu yüzden padişahın kızlarını bile hammada keseler ovar, yıkardı. Aradan zaman geçince Nasuh bu işten pişman…… Devamını Oku


  • 24 Ağu
    2012
  • 0
Sakanın Eşeği

Fakir bir saka, o sakanın da bir eşeği vardı. Zayıf zavallı bir eşekti, sırtında yüzlerce yara vardı. Değil arpa ot bile bulamıyordu. Padişahın atlarının bakıcısı bu sakayı tanıyordu. Onunla eskilere dayanan bir ahbaplığı vardı. Bir gün sakaya rastladı: - "Bu zavallı eşeğin hali ne böyle, nerdeyse zayıflıktan ölecek." dedi. Saka yana yakıla anlattı: - "Sevgili dost biliyorsun ki ben fakir bir insanım o sebeple bu zavallı hayvana bakamıyorum." dedi. Padişahın ahır başı: - "Sen bu hayvanı bana ver… Devamını Oku


  • 24 Ağu
    2012
  • 0
Rızkın Mecburiyeti

Zahidin biri "Herkesin rızkı Allah'tan (c.c.) gelir." hadisinin manasını anlamak istiyordu. Başını alıp çöllere düştü bir kenarda yatıp uyudu. Kendi kendine: - "Bakalım rızkım nasıl gelecek." diyordu. Derken bir kervan yolunu kaybetti, gele gele o zahidin yattığı yere geldiler. O zahidi yatıyor görünce, birisi: - "Bu adam neden böyle yolun izin uğramadığı bu yerde yatıyor, kurttan, düşmandan korkmuyor mu? Ölü mü yoksa diri mi? dedi. Kervandakiler onun yanına vardılar, zahit bakalım ne olacak diy… Devamını Oku