HİKAYELER

DINI HIKAYELER

Kardeş Kavgası

 

Henüz ilkokul öğrencisiydi. Okuldan kalan zamanlarında babasına yardım ediyor, onun ayak işlerine koşuyordu.

 

    Dükkanları Bediüzzaman'ın evinin hemen karşısındaydı.

 

 

    Bediüzzaman Emirdağ'a geldikten  kısa bir süre sonra bu eve yerleşmişti. Zaman zaman pencereye çıkar, çarşıyı seyrederdi.

 

 

    Birgün Zeki'yle ağabeyi babalarının olmadığı bir sırada kavgaya tutuşmuşlardı.

 

 

    Sesleri ve gürültüleri Bediüzzaman'ın kulağına kadar gitmişti. Bunu fark ettiklerinde iş işten çoktan geçmişti.

 

 

    Talebesi Zübeyir'e, "Onlara söyle, çabuk benim yanıma gelsinler" dedi.

 

 

    Zübeyir dükkana geldi ve "Kardeşim, sizi Üstad çağırıyor" dedi.

 

 

    Biraz sonra dükkana gelen babası da, olayı anlamış,

 

 

    "Haydi şimdi ne haliniz varsa görün" diyerek onları Bediüzzaman'a havale etmişti.

 

 

    İkisinin de rengi atmıştı. Ne yapacaklarını bilemediler.

 

 

    Çabucak abdest alarak kızarmış yüzlerle Bediüzzaman'ın huzuruna çıktılar.

 

 

    Sessizce içeriye süzüldüler ve kapı eşiğine oturdular.

 

 

    Başlarını kaldırıp bakamıyorlardı.

 

 

    Bediüzzaman iki kardeşi göz ucuyla izledi bir süre ve "Niye kavga ediyordunuz?" diye sordu.

 

 

    İkisinden de çıt çıkmadı.

 

 

    "İkiniz kardeşsiniz. Birbirinizi sevmeniz aymanız gerekirken kavga etmeniz beni çok üzdü. Sizin adınıza ben utandım."

 

 

    Başları önde, sessizce dinliyorlardı. Bediüzzaman devam etti:

 

 

    "Ben yıllardır kardeşlerimden ve akrabalarımdan uzaktayım. Onları bir defa görmeye can atıyorum. Halbuki siz her gün berabersiniz. Buna şükretmelisiniz. Birbirinizin kıymetini bilmelisiniz. Şimdi birbirinize sarılın ve barışın. Ve bir daha sürtüşmeyeceğinize dair bana söz verin" dedi.

 

 

    İki kardeş kalktılar, önce Bediüzzaman'ın elini öptüler, sonra da birbirlerine sarılıp özür dilediler.

 

 

    Başları önde kapıdan çıktılar. Ve bu onların ölünceye kadar son kavgaları oldu.

 

Site Admin

وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ بِشَيْءٍ مِّنَ الْخَوفْ وَالْجُوعِ وَنَقْصٍ مِّنَ الأَمَوَالِ وَالأنفُسِ وَالثَّمَرَاتِ وَبَشِّرِ الصَّابِرِينَ الَّذِينَ إِذَا أَصَابَتْهُم مُّصِيبَةٌ قَالُواْ إِنَّا لِلّهِ وَإِنَّـا إِلَيْهِ رَاجِعونَ

Muhakkak ki biz sizi korkuyla, açlıkla ve mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğiz. O sabredenleri müjdele! Onlar ki, başlarına bir musibet geldiği zaman: “Biz Allah’a aidiz ve sonunda O’na döneceğiz.” derler. (Bakara 155-156)

Yorum Yaz


Benzer DINI HIKAYELER

Avcı
İnsanlık Adına İftihar Ediyorum
ALLAH'ın Yaptığını Bozmak
Devlerin Savaşı
ALLAH'ı Zikir
Kaşığın Dostu