HİKAYELER

DINI HIKAYELER

Cesur Fareler (!)

 Değerli çocuk okuyucularım !..

    Günlerden birgün fareler kurultayının seçkin temsilcileri, önemli konuları görüşmek üzere ülke koğuklarının geniş alanında toplanmış bulunuyorlardı. Toplantı gündeminin en başında, hepsinin pekçok korktukları avcı mı avcı, belâ mı belâ Tekir denen kediden nasıl kurtulabilecekleri konusu yer almıştı. Bu konuya nasıl önem vermesinlerdi ki!...

    Ülke farelerinin tüm irisi ufağı, onun kötülüğünden öylesine rahatsızlardı ki, dirlik düzenlik denen huzurlu yaşamaya uzun süreden beri hasretlik çekiyorlardı. Bu korkunç yaratık, onların pek çoğunu avlamış, insafsızca hayatlarına son vermişti. Bu yüzden artık, saklandıkları deliklerden çıkamaz olmuşlardı.

    İşte şimdi toplanan fareler kurultayında, bu konu titizlikle ele alınacak, enine boyuna tartışılacaktı. Oturum açılınca, kurultay başkanı fare, sırasıyla konuşmak isteyenlere söz verdi. Söz alan delegeler arasında öylesine akıl almaz öneriler ileri sürenler vardı ki, aradan saatler geçmesine rağmen konuya çözüm bulmak şöyle dursun, işin içinden çıkmak daha da karmaşık bir durum almış; kurultay alanı, atraksiyon ve şov yeteneği güçlü olan delegelerin gösteri ve eğlence pisti hâline dönüşmüştü.

    Bu durum karşısında yaşlı ve deneyimli bir fare söz aldı ve kürsüye çıkarak ilginç bir çare bulduğundan söz ederek şöyle konuştu:

    – Tekir denilen bu zalim kedinin boynuna bir çıngırak takalım; onun üzerimize gelişini çıngırağın çıkardığı sesten anlarız. Böylece deliğin dışındaki işlerimizi rahatça sürdürür, çıngırak sesini duyar duymaz da tehlikeye düşmeden oradan savuşuruz.

    Kurultayda bulunan bütün delegeler deneyimli yaşlı fare’nin bu önerisine can simiti gibi sarılarak sevindiklerini belirtip alkış tuttular.

    Aklıerik yaşlı fare, önerisini olumlu karşılayıp sevinç gösterisinde bulunan delegeleri, bir süre susarak, seyrettikten sonra, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    – Nevarki çıngırak satın alabilmek için para ister. Kesenizin ağzını cömertçe açar ve gerekli parayı aranızda toplarsanız eğer!..

    Kurultaydaki delege fareler, sevinç sesleri çıkararak hep bir ağızdan:

    – Hayhay!.. Gerekli çıngırak parasını toplarız, diye karşılık verince, deneyimli yaşlı fâre, bulunduğu yerde, delegelerin para toplama işlerini izlemeye başlamıştı. Nevarki, biraz sonra farelerin para toplama girişimleri; bir çekişme ve tartışmaya dönüşüvermişti. Bazılarının şöyle konuştukları işitiliyordu:

    – Bana çok pay düştü; oysa ben tek başınayım!...

    – Sizin katılım payınız neden az öyle?!. En kalabalık aile siz değil misiniz?!.

    – Bizler güçlüyüz; Tekir canavarının elinden kurtulmamız bizim için daha kolay!.. Yaşlı ve güçsüz olanlar daha çok katılma payı vermeli!..

    – Bu öneriniz eşitlik ilkesine ters düşer; herkes kişi başına düşen payı vermelidir...

    Bu ve buna benzer tartışmalar sürüp gidiyor ve anlaşma sağlanamıyordu. Durumu yakından ibretle izlemekte olan, çıngırak için para toplanmasını öneren yaşlı fare, yeniden söz alarak bu inatçı fareler topluluğuna şöyle seslendi:

    - Anlaşıldı!.. Birlik sağlayıp bu işin üstesinden gelemeyeceksiniz!.. Vazgeçin para toplama işinden!.. Çıngırak almak için gerekli parayı ben vereceğim!.. Sizden sadece, Tekir denilen bu baş belâsı kedinin boynuna çıngırağı takacak gönüllü bir farenin bu görevi yapmasını istiyorum. İçinizde, bu işi gönül rızasiyle yapacak bir babayiğit var mı?!.

    Yaşlı ve deneyimli fare’nin bu sözleri üzerine, kabadayı geçinen cesûr fareler (!) bir süre birbirlerine bakındıktan sonra, teker teker, kuyruklarını cılız bacakları arasına kıstırarak, süklüm ikibüklüm Kurultay alanını terkettiler.

 

 

***

 

 

 

 

    Değerli okuyucularım!.. İşte size, ibret alınacak bir hikâye daha sundum. Hiç kimse, şu birlik bilincinden yoksun korkak fareler gibi olmasın... Tehlikeler ve zor günler karşısında, dayanışma içerisinde, her zaman dikkatli ve uyanık olunuz. Yerine göre temkinli fakat cesaretli olmayı biliniz. Hiçbir zaman amacınıza dolambaçlı yollardan gitmeyiniz. Hele vaktinizi savurganlıkla, gereksiz yere konuşmakla harcamayınız. Yerinde susmayı bilmek, çok kez, boş yere konuşmaktan yararlıdır. Sakın ha!.. İyice düşünmeden karar ve söz vermeyiniz. Birkez de söz verdiniz mi, bunu tutmasını biliniz. Birlikçi olunuz ki, zorluklar karşısında dirençle durabilesiniz!..

    Toplum içerisinde birlik ve dayanışma olmazsa, orada boşuna huzur aramayınız. Milletler, varlıklarını ancak güçbirliğiyle korur ve yaşatırlar!..

 

 

Site Admin

وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ بِشَيْءٍ مِّنَ الْخَوفْ وَالْجُوعِ وَنَقْصٍ مِّنَ الأَمَوَالِ وَالأنفُسِ وَالثَّمَرَاتِ وَبَشِّرِ الصَّابِرِينَ الَّذِينَ إِذَا أَصَابَتْهُم مُّصِيبَةٌ قَالُواْ إِنَّا لِلّهِ وَإِنَّـا إِلَيْهِ رَاجِعونَ

Muhakkak ki biz sizi korkuyla, açlıkla ve mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğiz. O sabredenleri müjdele! Onlar ki, başlarına bir musibet geldiği zaman: “Biz Allah’a aidiz ve sonunda O’na döneceğiz.” derler. (Bakara 155-156)

Yorum Yaz


Benzer DINI HIKAYELER

Ormanlarımız
Kalbin Hali
Borcun Vadesi
Fatih, Medresesine İmtihanla Girdi
İyi Şeylerden Bahset
ALLAH'ın Yaptığını Bozmak
v